Gönül Heybesi
Şeb-i Yelda: Aldanışın İnfazı - 2
Eğilir hırs ile karanlık eşiğe,
Bakışı hapsolur daracık gediğe.
Gedikler genişler, görmez kapıları,
Kendi eli yıkar bütün yapıları.
Yapıyı dert bürür, kıymet bilmez sızı,
Kavrulur nankörün dinmez o ağrısı.
Ağrıyla yüzleşmez, diler sahte aman,
Şans verdiğin o an, durur sanki zaman.
Zaman akmaz geri, kandığın yerdesin,
Kaldığın yer değil, yandığın yerdesin.
Payını alırsın gürültülü pazardan,
Kurtuluş yok artık kirli bir nazardan.
Zehir saçar diller, zemheri baharı,
Yalan örülen ağ, boğar tüm efkârı.
Kör kandil peşinde, menzil arar bedbaht,
Çürük temel üstte, devrilir onca taht.
İrfan mülkü yağma, sîret paslı kilit,
Yalanın gölgesi, ruhu ezen zifit.
Dili susturmak güç, kalbi pak etmek zor,
Sahte nur altında, gizli durur bir kor.
Göz boyayan yaldız, rüzgârla savrulur,
Yalan gülen simâ, nârında kavrulur.
Vefa adlı inci, mezatta pay olur,
İnsan garip kalır, yalan saray olur.
Kaptan rota çizmez, sis çökmüş ummana,
Hakikat mühürdür, vurulur son ana.
Yalan dolan ömür, savrulur tufanda,
Nefesler mahkûmdur, kalır bu zindanda.
Toprak olur elbet, her hece aslına,
Aydınlık gelmez hiç, yalanın faslına.
Derya biter bir gün, baki "Hû"su kalır,
Sahibi emanet, bir ahla geri alır.
by kaptan