Gönül Heybesi
Arşın Sancısı Hiçlik Divanı
Virdi dilsiz olanın, sükûtu arşı deler,
Aşk od'una düşmeyen, rüyasını neyler?
Haslet sönmüş söneli, dünya bir kör kuyudur,
İçtikçe susatan o, nefsin kirli suyudur...
Zaman bir cellat gibi, her saniye can eler,
Kendi kuyusunda boğulur, Hak'tan kaçan sineler.
Cahil kürsüye çıksa, hikmetten pay mı kapar?
Aklı nefsine esir, gider kibre tapar.
İblis süslü bir ödünle, ruhun izini sürer,
Ziyan olur o ömür, devran tersine döner.
Mîzan kurulmuş zaten, vicdan lime limedir,
Söyle ey gafil kul, bu dik başlılığın kimedir?
Sırat kıldan inceyse, kibir dağdan ağırdır,
Dünya zevki dediğin, kalbe kör ve sağırdır.
Nefis; ruhun sırtında, bitmek bilmez bir yüktür,
Bu yükten kurtulmayan, sanma ki çok büyüktür.
Hakikat bir sancıdır, söküp atmazsan bitmez,
İçindeki o ateş, sen sönmeden hiç gitmez.
Dizgin vur azgın nefse, şükrün nârına boyan,
Vuslatın eşiğidir, şu uykusundan uyan.
Kem kelâmın vaazı, dilde urdur, şeref mi?
Hesabı verilmeyen, her bir nefes telef mi?
Maksud'u Mevla olan, dünyayı sırtından atar,
Kendi benliğinden geçer, sonsuz ummanda batar.
Mülkü hiçlik olanın, tahtı neden cihan olur?
Zevale mahkûm her ten, gün gelir toprak olur.
Secde yere düşmek mi, göğe yükselmek midir?
Yoksa bu fani ömür, Hakk'a can vermek midir?
Bâki olan bir Allah! Geri her şey bir gölgedir,
Vuslatın eşiğinde, dilsiz kalan sözlerdir.!
By Kaptan