Bazen tek bir “elveda”nın yıllarca dinmeyen sızısı, bazen gecenin en koyu yerinden doğan bir şafağın sönmeyen umudu… Bazen söylenememiş bir sözün boğazda bıraktığı düğüm, bazen de yıllar sonra hatırlanan bir gülüşün insanın içine ansızın düşürdüğü bahar…
Herkes kâğıdın üzerindeki harflere bakar; ben ise o harflerin sustuğu yere… Mısraların ardındaki gizli mimariye, her duygunun yükünü taşıyan görünmez kolonlara, iki kelime arasına saklanmış koskoca hikâyelere bakarım.
Zira şiir, kelimelerin yan yana gelmesi değildir yalnızca; ruhun en karmaşık denklemlerinin birkaç sade kelimeyle çözülmesidir. Bir ömrün kırgınlığını tek dizeye, yılların hasretini tek nefese, koca bir vedayı bazen yalnızca bir susuşa sığdırabilme sanatıdır.
Zihnimin uzun koridorlarında algoritmalar bile şiirleşir burada. Mantık duyguyla kavga etmez; onun elinden tutar. Kelimeler ise belirsiz denizlerde yolunu kaybedenlere birer pusula, karanlık gecelerde kıyıyı arayanlara uzaktan görünen birer fener olur.
Hayat da böyledir işte… Bizi kıyıda değil, fırtınalarda sınar. Aldığımız darbeler bazen içimizden bir şeyleri koparır; bazen de bizi hiç olmadığımız kadar sağlamlaştırır.
Ve tıpkı dalgaların yıllarca dövdüğü bir taşın sonunda kendine has bir şekle kavuşması gibi, yaşadığımız her acı, her ayrılık, her özlem ve her yarım kalmış hikâye kelimelerimizi biraz daha derinleştirir.
Biz bu gemiyi yalnızca kuru seslerle yürütmedik. Yelkenlerini özlemle açtık, rotasını akılla çizdik; fırtınalarını sabırla geçtik.
Kalbin en derin frekanslarını mantığın süzgecinden geçirip her mısraya biraz kendimizden, biraz yaşanmışlıktan, biraz da kimseye anlatamadıklarımızdan bıraktık.
Bazılarıysa hikâyelerinden şiir yapar.
Burası yalnızca kelimelerin sıralandığı statik bir sayfa değil. Burası duygunun dijitalle harmanlandığı, geçmişin gelecekle, aklın kalple, gürültünün sükûtla buluştuğu bir liman.
Burada yarım kalan cümlelerin de bir anlamı, suskunlukların da bir sesi vardır.
Bir dize bazen seni yıllar öncesine götürür. Bir kelime unuttuğunu sandığın bir yüzü yeniden karşına çıkarır. Bir şiir, yıllardır kapalı tuttuğun bir kapıyı tek dokunuşla açabilir.
Ve belki de gecenin bir vakti burada duyacağın tek bir mısra, sana çoktan unuttuğunu sandığın bir şeyi yeniden hatırlatır:
Çünkü bu yolculukta her şiirin bir limanı, her suskunluğun bir hikâyesi ve her insanın içinde kimseye okumadığı bir şiiri vardır.
Bizim işimiz o şiiri yazmak değil yalnızca…









