Delikanlı
Hangi rüzgar çarptı da düşürdü bizi bu tenhaya
Hangi kahpe pusuda kaybettik o güzelim gülüşümüzü
Biz ki; dağların göğsüne yaslanıp yıldızlara bakardık,
Dostu kalpten, ekmeği kutsal, sevdayı namus sayardık.
Voltasında hayatın ömürlük yola, tek bir sözle çıkardık,
Bakma öyle...
Gözlerimde biriken duman yağmur değildir benim!
Sadece bir devri aldanmışlığın infazıdır;
Bir kavganın, bir aşk-ı hayalin, yok olup kaybolmasıdır
Cebimde bir buruşuk kâğıt, içinde yarım kalmış bir yemin,
Ve genzimde o zehir zemberek tütün tadı...
Ulan hayat!
Biz seni bir delikanlı sofrasında,
Terli bir somun ekmeğinin sıcaklığında sevdik!
Sen gittin; bizi sırtımızdan vuranların,
Şerefini tezgâha koyup, etiketine caka satanların,
Yalanı, riyayı moda sayanların sofrasında rehin bıraktın!
Doğrunun idam edildiği bu kirli dünyada,
Borçlu değil, alacaklı başladık biz bu hayata!
Hesabı hep yanlış adrese kestiler;
Bedelini mermi gibi göğsümüze sürdüler!
Şimdi kime sitem etsem, sesim yankılanıp bana dönüyor.
Kime "kardeş" desem, avucumda ihanet sancısı kalıyor...
Oysa biz, o mayınlı yollardan başımız dik geçtik;
Ne rızka göz diktik, ne de namert önünde eğildik!
Varsın tükensin ömür, kaç gram can kalmış avucumuzda?
Sabır teli koptu kopacak; ihtilal harlanır boğazımızda!
Kavganın şerefi bizimdir, kalleşlere inat meydanlarda!
Eğilmedik ulan! Boyun bükmedik o kirli saltanatlara!
Hadi, kapat perdeleri...
Bu şehre bizim hikâyemiz de, isyanımız da fazla gelir artık!
Milyonluk kalabalıklar içinde, bir küfür gibi kaldı yalnızlık.
Zulamızda hep bir umut, bir de paramparça hayaller kırık;
Bu kentin bütün ışıkları toplansa;
Karanlığımıza değil,
Delikanlılığımıza ancak kefen olur artık!
By Kaptan
